|
KEŞKÜL NEDİR.?
Farsça "KEŞKÜL" (çanak) kelimesi
ile, Arapça "FAKIR" (Fukara-yoksul) kelimelerinin birleşmesinden meydana
gelmiştir. YOKSUL ÇANAĞI demektir. Dervişler kendilerine verilen keşkülleri, zincirlerinden kollarına asarak taşırlardı. Diğer bir anlatım: Devamlı seyahat eden dervişlerin yiyecek ve içecek saklama kabı olarak kullandıkları keşkül, eşsiz şekliyle dünyanın “deniz” veya “çifte ceviz” olarak bilinen en büyük tohumudur. Keşkül kelimesi, bir zamanlar bu nesnenin omuz üstünde taşındığına işaret ediyor. Çünkü taşımak anlamına gelen Farsça “kash” ve “kashidan” veya şimdiki hâliyle “keshidan” ve omuz anlamına gelen “kul” kelimesinden meydana geliyor. Şeyh Yahya Agâh Efendi ”Mecmuatüzzarâif” adlı eserinde keşkülün kerametlerine dâir rivâyetler aktarır. Kadiri şeyhinin emriyle Mısır’a gelen Kaygusuz Sultan, o sırada sıkıntılı bir hâlde bulunan Mısır melikinin sıkıntısını giderince Melik kendisine, “ne muradın varsa göreceğim” der. Kaygusuz da keşkülünü pirinçle doldurmalarını ister. Melik, “isteye isteye bir keşkülcük pirinç mi istiyorsun?” diye hayret edince, “siz doldurun” diye ısrar eder. Neticede keşküle pirinç konmaya başlanır. Ancak çuvallarla pirinç konduğu hâlde keşkül bir türlü dolmaz. Nihayet bir müddet sonra keşkül dolar. İşin hakikati ise o zaman anlaşılır. Meğer pirinçler Halep’ teki Kaygusuz’un şeyhinin tekkesine gitmekte imiş ve şeyhi, “el verir yeter” deyince ye kadar da keşkül dolmamış. Öz Olarak; "Bir derviş çeyizi olan keşkül sembolik olarak pek çok sırrı içinde barındırır." |